Ay’ın Evreleri Ve Özellikleri Nedenleri?

Ay’ın Evreleri Ve Özellikleri Nedenleri?

Gecenin karanlığında ışık saçan Ay, birçok kadim kültürde tanrıça sayılırdı ve insanların düzenlediği takvime esen kaynağı olmuştu. Ay’ın evreler çevrimini tamamladığı 29,5 günlük süre, bir takvim ayının uzunluğuna yakındır ve zaten çoğu dilde buna verilen ad da doğrudan ya da türetmeyle Ay”dan alınmıştır.

Galileo’nun 1606’daki teleskop gözlemleri, insanlara Ay’ın ve gezegenlerin Dünya’ya benzer gök cisimleri olduğunu göstermekte önemli rol oynadı. Ama bu süreçteki en büyük adımlar, 1969-72 arasında altı Apollo aracının Ay’a iniş dizisiyle atıldı. Şimdiye kadar insanların Dünya dışında ayak bastığı tek gök cismi Ay’dır.

Ayın Evreleri:

Ay. yıldızlara göre Dünya yörüngesinde 27,5 güne çok yakın bir sürede döner. Ne var ki, Dünya bu süre boyunca Güneş çevresindeki kıvrımlı yolunda seçilebilir bir mesafe alır. Bu nedenle Ayın Güneş ve Dünya’ya göre tekrar aynı konuma gelmesi ve evreler çevrimini tamamlaması için iki gün daha dolanması gerekir. Öte yandan, Ay kendi ekseninde de döner; ama Dünya’nın güçlü yerçekimi bu iki devinimi birbirine kilitlemiştir. Bu yüzden, Ay biz dünyalılara hep aynı bildik yüzüyle görünür. Kenarların etrafında birazcık seçilen kısım dışında, Ay’ın “öteki yüzü”nü asla göremeyiz. Bunun anlamı Ay’da bir günün iki haftayı bulmasıdır.

Ayın yarısı her zaman Güneş’le aydınlanır. Bu güneşli yarının Dünya’dan görebildiğimiz kısmı, Ay’ın yörüngesinde bulunduğu yere bağlıdır. Dünya’nın doğrudan güneşe dönük yönünde yer aldığında, Ay’ın gece tarafı (“öteki yüzü” değil) görüş alanımıza girer. Ay gökyüzünde Güneş’e yakın olduğunda, karanlık ve görünmez bir hale bürünür. Sonraki günlerde güneş ışığının görünür yüzün bir kenarını aydınlatmaya başlamasıyla birlikte, Ay alacakaranlıkta bir hilal şekline bürünür. Hilal ilkdördün boyunca genişler ve tam aydınlanan yüz gökyüzünde Güneş’in karşısında olduğunda, dolunay halini alır. Sonraki iki hafta boyunca yüzün güneş ışığıyla aydınlanan kısmı sondördün boyunca gerisin geriye küçülerek hilal haline yönelir.

Ayın Özellikleri

  • Kütlesi küçük olduğu için çekim kuvveti Dünyanın 1/6 kadardır.
  • Atmosferi yoktur. Yani ayda gaz yoktur.
  • Su ve toprak bulunmaz.
  • Yüzeyi Güneşten gelen ışınlar nedeniyle gündüzleri çok ısınır geceleri ise çok soğur.
  • Üzerime düşen meteorlar atmosferi (koruyucu kalkan) olmadığından parçalanmazlar ve derin çukurlar oluştururlar.
  • Isınma ve soğuma sebebiyle Ayda bulunan kayalar parçalanarak taşlara, kumlara ve en sonunda toz parçalarına dönüşür.
  • Hava olayları olmaz. (yağış, rüzgar vb.)

Güneş ve ay tutulmaları: Ay’ın yörüngesi Dünya’nın yörünge düzlemine göre 5° kadar eğiktir. Bu yüzden, yeni ay gökyüzünde Güneş’in yakınından geçer, ama çaprazlama geçmez. Ancak yılda iki kez yörünge açılan buluşun; Güneş ve Ay’ın aynı hizaya gelmesiyle, Ay’ın gölgesi Dünya’ya doğru düşer. Kimi zaman gölgenin Dünya’daki izi, kesit olarak 270 km’yi geçmeyen bir karanlık leke halinde olur. Dünya bunun altında dönerken, leke yerküre boyunca ince bir karanlık çizgi çeker. Tam tutulma yolunun geçtiği bir yerde duran dünya!’ gözlemci, Ayı çok daha büyük. ama çok daha uzaktaki Güneşin yüzünü kapatacak kadar büyükmüş gibi görür. Çevredeki halenin parlaklığı dışında Güneş yüzünün nedeniyle. gündüz birkaç dakikalığına  geceye döner.

Tam güneş tutulmasını izlemek gözle genellikle olağanüstü bir duygu uyandır çekiciliğe kapılan bazı kimseler, aynı ok yeniden görme fırsatları peşinde dünyayı dolaşır.

Yeryüzünün daha geniş kısmı tam tutulma yolunun dışında kalır ve Güneş’i ancak kısmen tutulmuş halde görür, Tutulmaların yaklaşık yarısında, gölge Dünya’ya tam ulaşmaz. Böylece Ay gökyüzünde Güneş’i kapatmaya yetmeyecek kadar küçük görünür. Halkalı tutulma denen bu durum, tam tutulmanın karanlık ve büyülü havasından yoksundur.

Dünya ve Ay’ın konumları tersine döndüğünde, dolunay Dünya’nın gölgesinde kalarak tutulabilir. Dünya’nın gece tarafında gökyüzünü seyredenler, Dünya’nın geniş gölgesinden geçiş sırasında Ayı karanlığa gömülmüş halde görür. Güneş tutulması kadar çarpıcı olan bu olay daha sık meydana gelir.

Gelgit hareketleri: Ay’ın Dünya üzerindeki en belirgin etkisi gelgitlerdir. Deniz düzeyindeki bu değişiklikler Ay’ın suları ve bizzat Dünya’yı etkileyen yerçekimiyle günde iki kez ortaya çıkar.

Dünya’nın Ay’a en yakın tarafındaki sular Dünya’nın merkezine oranla Ay’ın kütlesel çekim kuvvetini daha fazla hisseder. Dünya’nın merkezi de Ay’a bakmayan taraftaki sulara oranla daha büyük kuvvetle çekilir. Bunun sonucunda sular toplanır ve biri Ay’a bakan tarafta, öbürü karşı tarafta olmak üzere iki kabarma olayı ortaya çıkar. Bu kabarma alanlarının arasındaki bölgelerde ise sular en alçak düzeye iner. Gelgit yüksekliği yerel etkilerden dolayı büyük değişkenlik göstermekle birlikte, bazı yerlerde 10 m’ye kadar ulaşabilir. Bizzat kayalık yerkabuğunda da birkaç santimetreye varan kabarmalar görülür.

Gelgit kuvvetlerinin yol açtığı çok daha köklü sonuçlardan biri, Dünya’nın dönüşünün bir yüzyılda 0,0023 saniye yavaşlamasıdır. Bu nedenle şimdiki bir gün, okyanuslarda ilk karmaşık yaşam formlarının ortaya çıktığı dönemdeki bir günden dört saat daha uzundur. Daha küçük olan Ay’da aynı etki daha şimdiden “gün”ü yörünge süresince eşit düzeye çıkaracak ölçüde Ay’ın dönüşünü yavaşlatmıştır. Gelgit kuvvetleri Ay’ın Dünya’dan her yıl yaklaşık 4 cm uzaklaşmasına yol açar. Bu yüzden Ay artık Güneş yüzeyini örtemeyecek bir uzaklığa varınca, güneş tutulmaları tamamen halkalı hale gelecektir.

Ay’ın tarihi Ayın kökeni uzun süreden beri tartışılan bir konudur; ama mevcut kuram yaklaşık 4 milyar yıl önce ortaya çıkış aşamasındaki Dünya ile Mars kadar büyük bir başka gezegenimsi arasındaki bir çarpışmayı öngörür. Böylece saçılan hafif döküntülerden bazılarının Dünya çevresindeki yörüngede toplanması Ay’ı yaratmıştır.

Güneş sisteminin oluşumuyla ortaya çıkan döküntülerden çoğunun süpürülüp atılması sırasında, gerek Dünya, gerekse Ay yoğun bombardımana uğramıştır. Ay’da bu kozmik fırtınanın son aşamalarının izleri, çarpmaya bağlı kraterlerle örtülü yüzeyin parlak ve yüksek alanlarında hâlâ belirgindir. Bombardımanın sonlarında diğer yörelerin uğradığı büyük çarpmalar yüzeyde devasa havzalar oymuştur.

Dünya’ya en yakın taraftaki havzaların birçoğunu kısa bir süre sonra Ay’ın içinden çıkan koyu lav akıntıları basmıştır. Apollo astronotlarının Dünya’ya getirdiği kayaçlar, Latince “deniz” anlamında mare denen bu lav taşkınlarından en gencinin, görece az sayıda krateri barındırmakla birlikte, 3 milyar yılı aşkın yaşta olduğunu ortaya koymuştur.

O zamandan beri Ay, manzarasını değiştirecek çarpmaların ancak tek tük görüldüğü bir soğuma ve durulma sürecindedir. En son büyük çarpma muhtemelen 100 milyon yıl önce meydana gelerek, Tycho kraterini yaratmış ve yüzey boyunca döküntüler saçmıştır.

Son zamanlarda yeni kuşak bir uzay aracı, Ay’ı tekrar inceleyerek, Apollo misyonlarıyla elde edilen bilgilere yeni unsurlar katmaya başlamıştır. En heyecan verici bulgulardan biri, Ay’ın soğuk krater tabanlarında su buzunun saptanmasıdır. Bu krater tabanları geri kalan yüzeyi bir atmosfer engeline takılmadan bombardımana tutan Güneş’in radyasyon parıltısına karşı korunaklıdır.

YORUMLAR

Wordpress (0)
error: Content is protected !!