Batı Edebiyatının Önemli Yazarları Ve Romanları

Batı Edebiyatının Önemli Yazarları Ve Romanları

DON KİŞOT – CERVANTES ( İspanyol Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Hem roman türünün hem modern romanın ilk örneği olarak kabul gören ve 1614’te yayımlanan Don Kisot, gerçekleşemeyecek hayaller peşinde maceradan maceraya koşan ama her seferinde de yenilen, buna rağmen hiç yılmayan bir şövalyenin serüvenlerini anlatır. Eser, Rönesans Dönemi edebiyatının önemli bir ürünüdür.

Eserin Özeti:

Sürekli şövalye kitapları okuyarak aklını oynatan roman kahramanımız, şövalyeliğe heveslenir. Köyündeki papaz ve berber onu vazgeçirmek isteseler de o, kararından vazgeçmez. Eski bulduğu demirlerden, tenekelerden şövalye elbisesi ve silahları yapar. Amacı, insanları kötülüklerden korumak, kurtarmaktır. Rossinante isimli atıyla yola çıkar. İlk karşılaştığı hani şato sanarak han sahibine şövalye olduğunu söyler. Han sahibi, Donkişot’un komikliğine güler. Şövalyeliğini tasdik eder ama bir de yardımcı bulmasını salık verir. Bunun üzerine tekrar köyüne dönüp iyi niyetli Sanço Panza isimli bir köylüyü ikna ederek onunla birlikte tekrar yollara koyulur. Donkişot atıyla önde, Sanço Panza da eşeğiyle arkada yollara düşüp yeryüzündeki tüm kötülüklere son vermek amacıyla birçok maceraya atılırlar.

FAUST – GOETHE (Alman Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Faust, Goethe’nin yazarlık yaşamının elli yıllık emeğini yansıtan, haklı bir üne kavuşmuş en önemli yapıtıdır. Ruhsal özgürlüğe ulaşmanın maddi arzulardan sıyrılmak ve bencil olmamakla mümkün olabileceği fikrini işlediği bu yapıt, yazarın sanatının da doruk noktasıdır.

Eserin Özeti:

Eserde insanın iyi yaratıldığını, kötü şeyler yapsa da sonunda mutluluğu yakalayacağını söyleyen Tanrı ile bunun tersini savunan Mefistofeles iddiaya girer. Bunun için bütün bilimleri araştırmış, kendisini büyüye vermiş Faust’u seçerler. Umduğunu bulamadığı için intiharın eşiğine kadar gelen Faust’a Mefistofeles kendisini tanıtır ve onunla da iddiaya girer. Faust’u içinde bulunduğu bunalımlı hayattan alıp değişik dünyalara sürükleyen Mefistofeles sonunda iddiayı kazanmıştır.

SEFİLLER – Victor HUGO (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Dünya edebiyatının en tanınmış romanlarından biri olan Sefiller, romantik akımın önemli bir ürünüdür. Romantizmin “karşıtlıklar”a ve “tarihsel olaylara yer verme ilkesi, romanın en belirgin yönüdür.

Eserin Özeti:

Jean Valjean ekmek çalarken yakalanır ve beş yıl kürek çekme cezasına çarptırılır. Birkaç kez kaçmaya kalkıştığı için cezası on dokuz yıla çıkartılır. İnsanlara artık kinle yaklaşan ve onlara güvenmeyen bir kişiliğe bürünmüştür. Eski bir kürek mahkumu olduğunu gösteren belgeyi görenler ona hep kötü davranır. Bu, Jean Valjean’ın kişiliğini daha da yaralar. Evine sığındığı başrahibin iyi davranışlarından etkilense de onun evinden gümüş şamdanları çalarak kaçar. Yakalandığında başrahibin hoşgörüsü karşısında ezilen Jean Valjean’ın kişiliğinde olumlu değişmeler başlar. Geçmişini ve asıl adını gizli tutar. İnsanlara yardım eden zengin bir iş adamı olur. Öldüğünde gümüş şamdanlar baş ucunda bulunur.

NOTRE DAME’IN KAMBURU – Victor HUGO (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Notre Dame’ın Kamburu (Notre Dame de Paris), Victor Hugo tarafından yazılan ve 1831 yılında yayımlanan, Fransız ihtilal’ sonrası Fransa’nın karanlık günlerinden kesitler veren bir romandır. Eser, o dönemdeki toplumsal eşitsizlik ile dini ve siyasi güçlerini insanların aleyhine kullanan yönetime ve din adamlarına eleştiri getirmektedir.

Eserin Özeti:

Roman; çirkin, kambur, engelli ve çok acayip bir yaratık olan kilise zangocu Quasimodo ile Fransa’nın ruhani ve dini lideri Claude Frollo’nun Çingene kızı Esmeralda’ya olan aşklarını ve Zangoç ile Papaz’ın ruhlarında oluşan ikilemleri ve tepkileri romantik bir yaklaşımla ele alan bir eserdir. Quasimodo, fiziki çirkinliğin en ileri ucunda ucube bir insan-dır. Claude Frollo ise bakir kalması gereken ama Esmeralda’ya ilgi duymasına engel olmayan kilise papazıdır. Quasimodo ve Frollo’nun Esmeralda’ya olan tutkularının ruhlarında yarattığı fırtınalar romanın hareket noktalarını oluşturmaktadır.

ÜÇ SİLAHŞORLAR – Alexandre Pere DUMAS (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Romantizmin etkisindeki Fransız yazarı Alexandre Dumas’ın başyapıtı olarak kabul edilen “Üç Silahşorlar”da, Kardinal Richelieu ve XIII. Louis dönemindeki dört gözü pek şövalyenin maceraları anlatılmaktadır.

Eserin Özeti:

Gaskonyalı genç Dartanyan, silahşor olmak istemektedir. Bunun için Paris’in yolunu tutar. Yolda kendisi için yazılan tavsiye mektubu çalınır. Mektubu çalan, Kardinal Rişliyö’nün adamı Kont Roşfor’dur. Dartanyan, şehre inince silahşorların karargahına gider ve birtakım olayların sonucu üç meşhur silahşora arka arkaya düello sözü vermek zorunda kalır. Bunlar, Trevil’in en yiğit silahşorları Athos, Porthos ve Aramis’tir. Daha ilk kılıç çekildiğinde kardinalin askerleri bizimkileri basar, Dartanyan silahşorlarla birlik olur, kardinalin adamlarını püskürtür ve bundan böyle “birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için” derler. Artık üç silahşoru çok büyük maceralar beklemektedir.

GORİOT BABA – H. de (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Fransız edebiyatının ünlü eserlerinden biri olan Goriot Baba, realist akımı müjdeleyen başarılı bir örnek sayılabilir. Goriot Baba’da çocuklarına karşı aşırı sevgi duyan bir babanın dramı anlatılmıştır. Balzac’ın bu eseri bir “karakter romanı” özelliği taşır.

Eserin Özeti:

Mösyö Goriot, Paris’te bir pansiyonda kalmaktadır. Pansiyondakiler M. Goriot’un kim olduğunu bilmez. Herkes onun hakkında bir şeyler uydurur. M. Goriot’un iki kızı vardır: Delphine ve Anastasie. Arada bir gelip babalarını görürler. Çevredekiler bu kadınları Goriot Baba’nın metresi sanırlar. Goriot Baba, iş hayatında başarılı olmuş, iyi para kazanmış eski bir tüccardır. Goriot Baba’nın kızları paraları tükendikçe pansiyona gelirler ve babalarından para isterler. İkisi de oldukça masraflı, lüks bir hayat yaşamaktadırlar. Babalarının günden güne düştüğü kötü durum, umurlarına bile gelmez. Tek düşünceleri kendi özel hayatlarıdır.

VADIDEKI ZAMBAK – H. ı (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Balzac, romantizmden realizme geçiş sürecinin yazarıdır. Vadideki Zambak, bu döneme ait romanlardan biridir.

Eserin Özeti:

Aristokrat bir ailenin küçük oğlu Felix, ailesinin sıcak sevgisinden, ilgisinden yoksun, otoriter bir ortamda yetişmiş, çalışkan bir çocuktur. Restaura-tion devrinin yaklaştığı sırada Felix’i babası Tours’a çağırır. Felix, babasının davetine hemen itaat eder. Tours’a gittikten sonra bir baloya katılır. Baloda bir genç kadın görür. Onun güzelliği karşısında adeta büyülenir, ona karşı derin bir sevgi duyar. Bu genç kadını uzun süre unutamaz. Bir gün, İndre Nehri’nin kıyısında bu genç kadınla karşılaşır. Genç kadının adı Kontes Henriette’dir. Felix, kadının güzelliğinin vadinin adı ile özdeşleştiğini düşünür. Vadinin adı “Zambak”tır. Henriette de tıpkı zambaklar gibi temiz, saf ve güzeldir. Felix, Henriette’in evli olduğunu öğrenir. Henriette de Felix’e ilgi duyar, onu sever ancak kocasına da ihanet etmez, ahlak? sorumluluklarının bilincindedir. Zaman içinde Felix’in başka bir kadına ilgi duyduğunu öğrenen Henriette, hastalanır, yataklara düşer ve ölür. Ölmeden önce Felix’e yaşadıklarını anlatan bir mektup bırakır.

KIRMIZI VE SİYAH – STENDHAL (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Fransız edebiyatının realist romanlarından biri olan Kırmızı ve Siyah, konusunu gerçek bir olaydan alır. Romanda Julien Sorel, tutkuları ve yükselme hırsıyla Napolyon döneminin gençliğini temsil etmektedir.

Eserin Özeti:

Bir marangozun oğlu olan Julien Sorel, çok zeki ve yetenekli bir gençtir. Kentin belediye baş-kanı Bay Renal’in çocuklarına bakıcılık ve öğretmenlik görevini üstlenir. Ancak evinde aradığı mutluluğu bulamayan Bayan Renal ile bu genç köylü arasında aşk doğar. Durumun ortaya çıkması üzerine Julien Sorel’in görevine son verilir. Bir süre sonra da Marki de la Mol’ün sekreteri olur. Marki de la Mol’un kızı Mathilde, Julien Sorel’e aşık olur ancak aralarındaki sınıf farkı, çatışmalara yol açar. Babasına baskı yapan Mathilde, Julien Sorel’le evlenmek için sonunda babasını ikna eder. Marki de la Mol , damat adayına bir soyluluk unvanı bulur ve Sorel’in orduda görev almasını sağlar. Julien Sorel hakkında bilgi almak isteyen Marki de la Mol, Renal ailesine mektup yazar. Bayan Renal’den gelen mektup üzerine evlilik gerçekleşmez. Bu nedenle Julien Sorel, Bayan Renal’e ateş ederek onu yaralar. Ölüm cezasına çarptırılan Julien Sorel’i kimse kurtaramaz. Bayan Renal de idam cezasının infazından birkaç gün sonra ölür.

MADAM BOVARY – G. FLAUBERT (Fransız Edebiyatı)

Eserin Önemi:

19. yüzyıl romanının en başarılı örneklerinden “Madam Bovary” hem ele aldığı konu hem de Flaubert’in üslubu ile çarpıcı bir metindir. Anlatılan, Emma Bovary’nin trajik hayat hikayesi ve karşılıksız aşkları gibi görünse de Flaubert, Emma karakteri ile 19. yy Fransız kadınının kıstırılmış hayatını, toplumsal değer yargıları ve ahlak ölçülerinin ikiyüzlülüğünü ele alır.

Eserin Özeti:

Yeteneksiz, kaba saba bir adam olan Charles Bovary, Rouen civarında bir kasabaya yerleşmiş; orada hastalarından birinin çok güzel kızı olan Emma ile evlenmiştir. Emma, hayalperest bir kadındır. Her dakikası birbirine benzeyen taşra hayatından sıkılmakta, maceralar, eğlenceler, heyecanlar tasarlamaktadır. Mösyö Bovary, karısının eğlenebilmesi için başka bir kasabaya yerleşir. Madame Bovary, orada noter katibi Leon tarafından sevildiğini anlar. Yine o yörede oturan Rodolphe adında bir malikane sahibinin ağına düşer. Emma’nın tekdüze yaşamı değişmiştir; kocasından ayrılmayı düşünür.

GERMİNAL – EMİLE ZOLA (Fransız Edebiyatı )

Eserin Önemi:

Kuzey Fransa’da uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin grevini konu alan Germinal, sadece Zola’nın değil, Fransız edebiyatının da en değerli eserleri arasında sayılmaktadır. Zola, bu romanında olayları bir izleyici gibi kaydetmekle yetinmemiş, kişileri ve tutkularını bir dizi deneyden geçirirken duygusal ve toplumsal olguları bir kimyacı gibi işlemiştir.

Eserin Özeti:

Etienne Lantier, hayatını kazanmak için Fransa’nın kuzeyindeki maden şehrine, Morıtsou’ya gelir. Buradaki bir maden ocağında kömür arabası iterek para kazanabileceği bir iş bulur. Etienne; çalışkan, idealist ancak biraz da narin bir gençtir. İşçiler, madende çok kötü koşullarda çalışmaktalar. Çalıştıkları ocaklarda her an iç içe oldukları göçük ya da grizu patlaması tehlikesinin yanı sıra, açlık ve sefaletle de boğuşup dururlar. Son çare olarak gördükleri grev, onlar için kaçınılmaz olur. Her şeyi göze almaya hazırdırlar. içlerinde filizlenen umut, en büyük destekçileridir. Ne yazık ki direnişleri acımasızca bastırılır. Geride sadece ölüm, kan, gözyaşı ve yok olan hayaller kalacaktır.

DÖNÜŞÜM – Franz KAFKA (Avusturya Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Bugüne kadar eserle ilgili değişik yorumlar yapılmıştır. Bunların çoğu, “toplumun farklı olana yap-tığı muamele” etrafında toplanmıştır. “Yaşamdan kopmanın verdiği yalnızlık ve gelecekten herhangi bir şey ummamak” da bu açıklamalar arasındadır. Yaptığı rutin işlerden memnun olmayan, ailesinin borcu nedeniyle çalışan ve onu zamanla yarıştıran bu işten kurtulmanın yolu belki de böcek olmaktır. Bazıları da öykünün insan varlığının saçmalığının üzerinde durduğunu belirterek; varoluşçuluğa gönderme yapar.

Eserin Özeti:

Gregor Samsa, öykünün ana karakteridir. Ailesinin geçimi için gezici bir pazarlamacı olarak ağır bir şekilde çalışmaktadır. Bir sabah büyük bir böcek olarak uyanır. Grete, Gregor’un küçük kız kardeşi ve dönüşümden sonra bakıcısıdır. Başlarda Grete ve Gregor’un iyi bir ilişkisi vardır ancak zamanla bu ilişki azalır.

ROBİNSON CRUSOE – Daniel de FOE (İngiliz Edebiyatı)

Eserin Önemi:

İngiliz edebiyatına ait bu romanda, düştüğü ıssız bir adada 28 yıl tek başına yaşayan, doğa ile uzun mücadeleler sonunda bütün ihtiyaçlarını sağlayan bir insanın macerası anlatılmıştır. Romanda, irade ve çalışma ile her türlü zorluğun yenilebileceği gösterilmiştir. Eser, gerçek bir olaydan ilham alınarak yazılmıştır. Robinson Crusoe, yazarının en ünlü romanıdır.

Eserin Özeti:

Robinson Crusoe, gençliğinden beri macera düşkünüdür. Denizlere açılmak, yeni kıyılar görmek ister. Bir iki deniz yolculuğu, fırtınalar ve korsanlar yüzünden çok tehlikeli geçer. Bir daha açılmaya tövbe eder. Ancak tövbesini tutmaz, yine uzun bir deniz yolculuğuna çıkar. Robinson Crusoe’nun yolculuk yaptığı gemi batar; bir tek kendisi kurtulur. Uzak denizler ortasında bir adaya çıkar. Bir sal yaparak batık gemiden yiyecek, giyecek taşır. Yelken bezinden kurduğu çadırda tek başına yaşamaya başlar.

GULLİVER’IN GEZİLERİ – J. SWIFT (İngiliz Edebiyatı)

Eserin Önemi:

J. Swift’in 1726 yılında tamamladığı Gulliver’in Gezileri, yazarın yaşadığı günün koşullarında in-sanların bencil, çıkarcı, talim yanlarına yönelik bir “karşı duruştur”. Aynı zamanda, zamanın toplumsal, siyasal ve dinsel kurumlarına yöneltilmiş çok sert bir eleştiri ve taşlama niteliği taşıyan yapıt, yazarını yüceltmiş, ona büyük ün kazandırmıştır.

Eserin Özeti:

Doktor Gulliver dürüst, kendi halinde bir adamdır ve ailesiyle sakin bir yaşam sürmekten başka bir isteği yoktur. Ancak geçim şartlarının zorluğu, onu gemilerde çalışmaya yöneltin Gulliver denizaşırı seferler yapan gemilerde doktorluk yaparak dünyayı dolaşır. Günün birinde korkunç bir fırtına gemisini batırır, Gulliver de kendini, her şeyin minicik olduğu tuhaf bir ülkede bulur. Lilliput adındaki bu ülkenin yerlileri Gulliver’in bir dev olduğunu düşünerek onu esir alırlar: Bu ülkeden canını zor kurtaran Gulliver’in ikinci gezisi ise daha tuhaf bir yere, devler ülkesine olacaktır…

OLIVER TWIST – C. DİCKENS (İngiliz Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Victoria dönemi İngiltere’sine ayna tutan Oliver Twist, realist İngiliz edebiyatının en önemli yapıtlarından biridir. Dickens bu romanında zenginlerin ikiyüzlülüğünü ve yoksulların ruhunda ortaya çıkan yaraları anlatmaya çalışmıştır.

Eserin Özeti:

Oliver Twist, bir yetimhanede dünyaya gelir. Ona bu ismi veren yetimhane Müdürü Bay Bumble’dır. 11 yaşındayken Bay cenaze işleriyle uğraşan Sowerbery’nin yanına evlatlık verilir. Oliver, burada kendini mutlu hissetmez ve evden kaçar. Yedi günlük yorucu bir yolculuktan sonra Londra’ya gelir. Aç ve yorgun olan Oliver Londra’da Jack Dawkins ile tanışır. Jack, Oliver’e yardım eder, kalması için onu kendi kaldığı yere götürür. Burada Fagin ve arkadaşlarıyla tanışır. Bu, Oliver’in hayatındaki dönüm noktasıdır. Farkında olmadan hırsız çetesinin içinde kendisini bulmuştur. Bir gün Dawkins hırsızlık yaparken Oliver paniğe kapılır, kaçmaya başlar. Artık, Oliver için zor ve sıkıntılı günler başlamıştır.

DAVID COPPERFİELD – Charles DICKENS (İngiliz Edebiyatı)

Eserin Önemi:

David Copperfield, yazarın yaşadıklarıyla yakından ilgilidir ve bir tür özyaşamöyküsü sayılabilir. Yazarın çocukluğunda çektiği sıkıntılar, aile sorunları ve bunalımlar romanın konusunu oluşturur. Eser, realist akımın ürünüdür.

Eserin Özeti:

David doğmadan altı ay önce, babası ölmüştür. Onu, ince yapılı annesiyle dadısı Pegotty, şefkatli elleriyle büyütmüşlerdir. O, henüz çocukken genç ve güzel annesi, Murdstone adlı sert yaratılışlı biriyle evlenir. Evdeki hava, hele üvey halanın da gelmesi üzerine büsbütün değişir. Sıkı bir baskı altına giren David, gözden düşmüş, sanki kenara itilmiştir. Derslerinde bile başarı gösteremez. Azarlanır, dövülür, nihayet yatılı bir okula verilir. Bir süre sonra, annesi doğum sonucunda çocuğuyla birlikte ölür. Kimsesiz kalan David’le, dadısı Pegotty’den başka ilgilenen yoktur. O da evlenince üvey baba ve hala tarafından şaraphanede işçilik yapmak üzere Londra’ya gönderilir.

İHTİYAR ADAM VE DENİZ – E. HEMİNG (Amerikan Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Yazar, bu romanında ihtiyar bir balıkçının denizle mücadelesini anlatır. Romanda insanın yaşaması için doğayla savaşması gerektiği gerçeği vurgulanır.

Eserin Özeti:

Kübalı bir balıkçı olan Santiago, defalarca denize açılır ancak balık yakalayamaz. İnatla ve sabırla balık yakalamak için uğraşır. En sonunda bir gün amacına ulaşır. Büyük, hem de çok büyük bir kılıç balığı yakalamıştır. Sevincinden ne yapacağını şaşırır. Büyük bir sevinçle yakaladığı balığı teknesine bağlayarak evine doğru yelken açar. Balığı kıyıya kadar sürüklemek için çok büyük çaba harcar. Sonunda bunu başarır ancak yakaladığı dev balığın neredeyse tamamını denizdeki köpekbalıkları yemiştir. Böyle olmasına rağmen Santiago ertesi günü yine denize açılır. İnanmaktadır ki insan, tüm başarısızlıklarına karşın yeniden yaşam savaşına dönmek zorundadır.

FARELER VE İNSANLAR – J. STEİNBECK (Amerikan Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Fareler ve İnsanlar insan olmanın doğasını ve bireyin evrende kendini konumlandırma çabasını açıklamaya çalışan bir roman olarak değerlendirilebilir. Steinbeck, romanında bu yolla, birçok temaya değinir: hayaller, yalnızlık, zenginliğin zulmü getirmesi, güçsüzlük ve geleceğe güvenle bakamama ya da kadercilik gibi. Yine yazar, kitap boyunca hayallere vurgu yapar: George bağımsızlığı, kendi kendinin patronu olmayı, bir çiftliğe sahip olup “birisi” olabilmeyi hayal eder. Lennie’nin hayali ise George ile birlikte kendi çiftliklerine taşınmak ve orada mutlu bir yaşam sürmektir.

Eserin Özeti:

Zeki bir adam olan George ile iri ve çok güçlü ama akli dengesi bozuk olan Lennie, büyük bunalım sırasında çiftlikten çiftliğe dolaşarak iş arayan göçmen toprak işçilerinden ikisidir. Kaliforniya’daki Salinas Vadisi’nde, Soledad yakınlarında bir çiftlikte iş bulurlar ve para biriktirmek için çalışmaya başlarlar. Kendilerine ait bir parça toprak edinip oraya yerleşmeye dair ortak bir hayalleri vardır. Lennie bu hayali George’a defalarca anlattırır ve en çok da besleyip okşayabileceği yumuşak tavşanlarla ilgili kısmını sever. George da Lennie’nin bu takıntısını, onu korumak için, başını belaya sokarsa tavşanlara bakmasına izin vermeyeceğini söyleyerek kullanır.

GAZAP ÜZÜMLERİ – J. STEİNBECK (Amerikan Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Gerçekçi Amerikan edebiyatının önemli eserlerinden biri olan bu romanda, 1930’lu yıllarda Amerika’da görülen ekonomik kriz, etkileyici bir dille anlatılır. Pulitzer roman armağanını kazanan roman, topraklarından koparılan ve iş bulma umuduyla yollara dökülen tarım emekçilerinin, kapitalist sistemin kanlı sömürüsüne isyanının öyküsüdür.

Eserin Özeti:

Roman, Oklahoma’daki yakılıp yıkılan çiftliğinden ayrılarak Kaliforniya’nın bitek topraklarına yerleşmeye giden bir çiftçi ailenin acıklı serüvenini anlatmaktadır, Tom Joad, kendini korumak için bir adamı öldürmek zorunda kalmış, cezasını çektikten sonra Oklahoma’daki cezaevinden yeni çıkmıştır. Evine ulaştığında herkes yol hazırlığı telaşı içindedir. Tom’un annesi ve babası, geri zekalı kardeşi Noah, küçük kardeşi Al, evli kız kardeşi Rose Sharon, kocası Conie, en küçükler Ruthi ile Winfield, büyük anne ve büyük baba Joad toplanmaya çalışmaktadırlar. Jim Casley de kafileye katılmayı kabul eder. Hazırlıklar bitirilince eski model bir kamyonla yola çıkılır. Fakat asıl sıkıntılar bundan sonra başlayacaktır.

BEYAZ DİŞ – Jack LONDON (Amerikan Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Jack London’ın “Beyaz Diş” romanı, ilk kez 1906 yılında tefrika (bölümler) halinde bir dergide yayınlanmıştır. Romandaki olaylar Amerika, Kanada ve Rusya’da geçmektedir. insanların arasına (medeniyete / uygarlığa) katılmak için ormanı terk eden vahşi bir köpeğin; acı, buruk, şaşılası yaşamını anlatmaktadır.

Eserin Özeti:

Kuzeyin ormanlarında yaşam kavgası… Açlık ve hayatta kalma çabası… Beyaz Diş, bir kurt kırması; damarlarında hem kurt hem de köpek kanı taşıyor. Ormanda yapayalnız, hayatta kalmaya çalışıyor. Bir gün, o ana dek yaşadığı mağaranın duvarını geçip hayata atılıyor ve her şeyi en baştan keşfetmeye koyuluyor. Vahşi doğanın Çetin şartları, yaratılışındaki sertliği gün geçtikçe daha çok besliyor. Ve sonunda Beyaz Diş, amansız bir kurt oluyor. Derken efendiyi, yani insanı tanıyor.

ANNA KARENİNA – TOLSTOY (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Anna Karenina’da dürüst bir evliliğin mutluluğu ile yasak bir ilişkinin düş kırıklıkları karşılaştırılır; sadakat, tutku. kıskançlık gibi temalar işlenir. Diğer yandan o dönemde Rusya’da kadınların durumu, eğitim reformu gibi konulara değinilir.

Eserin Özeti:

Anna Karenina Rus aristokrasisine mensup şık ve güzel bir kadındır. Kibarlığı ve saygıdeğer kişiliği ile çevresinde hayranlık uyandırmaktadır. Kocası yüksek bir devlet memurudur. Anna Karenina’nın monoton bir evlilik hayatı vardır; o, bütün mutluluğu evinde ve çok sevdiği çocuğunda bulmaktadır. Bir gün Anna Karenina’ya ağabeyi ile yengesinin aralarının açıldığı haberi gelir. Anna onları barıştırmak için Moskova’ya gider. Orada Vronski adında yakışıklı genç bir kontla tanışır. Kontun Anna’nın akrabası olan bir genç kızla ilgilendiği haberi ortalıkta dolaşmaktadır. Aslında Kont Vronski ilk görüşte Anna’ya hayran olmuş ve genç kadına kur yapmaya başlamıştır. Önceleri ilgisiz davranmaya çalışan Anna bir süre sonra dayanamaz Vronski’nin aşkına karşılık verir.

DİRILİŞ – TOLSTOY (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Gerçekçi Rus edebiyatının önemli romanlarından biri olan Diriliş’te Tolstoy, 19. yüzyıl Rus insanının yaşadığı sıkıntıları en güzel biçimde dile getirir. Tolstoy, eserinde iyi, kötü, mutluluk, ahlak gibi kavramları sorgular.

Eserin Özeti:

Rus Prensi Dimitri Nehludov, askere gitmeden önce, halalarının evindeki güzel ve zeki evlatlık Katya’yı baştan çıkarır. O günden sonra da kızı bir daha arayıp sormaz. Katya, bu buluşmadan gebe kalır; ancak çocuğunu doğurduktan sonra kapı dışarı edilir. Güzel Katya’nın bundan sonraki hayatı, sokaklardan zindana uzanan bir düşüşün hikâyesidir.

ÖLÜ CANLAR – GOGOL (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Ahlaki olmayan bir para kazanma yolu ve yozlaşma teması üzerine kurulu bu roman, dünya edebiyatında eşi az bulunur bir ‘hiciv’ klasiği olmuştur. Günümüz dünyasına bakıldığında şaşırtıcı bir güncellik kazanan romanda, Gogol, acılarla dolu bir yolda kapitalizme geçiş sürecindeki Rusya’da çürümekte olan, köhneleşmiş toprak köleliği sisteminin insan onuruna aykırılığını gözler önüne sürer.

Eserin Özeti:

Çiçikov, kısa yoldan zengin olma peşine düşmüş, orta sınıf sayılabilecek bir düzenbazdır. O zamanın Rusya’sında bir insanın itibarı ve zenginliği, sahip olduğu “can”larla orantılıdır. Çiçikov, ölmüş ama resmi kayıtlara geçmemiş `serfler'(köleler) satın alıp kağıt üzerinde yaşayan bu ‘hayaletleri’ pazarlar. N kasabasında işlerin karışması Çiçikov’un ölü canları satın aldığım duyulmasıyla başlar. Çiçikov son sayımdan sonra ölen çiftçilerin sahipliğini kağıt üzerinde satın alarak kendi işçisiymiş gibi göstermeye çalışır. Amacı bin adet ölü can toplamak, kağıt üzerinde canlı görünen bu ölü canlarla zengin bir çiftlik ağası gibi görünmek bir yana; yardım ve teşvik kredilerinden de faydalanmaktır.

SAVAŞ VE BARIŞ – TOLSTOY (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Savaş ve Barış, gerçekçi Rus edebiyatının önemli yapıtlarındandır. Eserde Napolyon Savaşları da denen Rus – Fransız Savaşı anlatılmıştır. Romandaki bazı tipler gerçek yaşamdan alınmıştır. Eserde altı yüzden fazla karakter vardır ve olaylar yirmi yıllık bir süreye yayılmıştır.

Eserin Özeti:

Romanda, Rus-Fransız savaşı sırasında özellikle üç ailenin (Bezuhov, Bolkonski, Rostov) başın-dan geçen olaylar anlatılır. Prens Nikolai Bolkonski, kızı Marya ile Smolensk civarında bir malikânede yaşamaktadır. Oğlu Andrey ise evlidir ve Saint Petersburg’da oturmaktadır. Andrey’in mutsuz bir evliliği vardır ve hayatının, toplumda yükseleceği zaman anlam kazanacağını düşünmektedir.

SUÇ VE CEZA – DOSTOYEVSKİ (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Kötülüğü ve kötülük sonucu insan vicdanının yaşadığı azapların her türlü hukuki cezadan daha etkin olduğunu anlatan, Dostoyevski’nin büyük eseridir. Toplumdaki çarpık adalet anlayışım Raskolnikov karakteriyle irdeleyen Dostoyevski; kötülüğü ve kötülük sonucu insan vicdanının yaşadığı azapların her türlü hukuki cezadan daha etkin olduğunu ileri sürer. Raskolnikov’un öyküsü aslında biraz da her insanın içinde var olan gizli bir yanının öyküsüdür.

Eserin Özet:

Rodya Romanoviç Raskolnikov yoksul bir gençtir; Petersburg Üniversitesindeki hukuk öğrenimini yarıda bırakır. Aklı Batı’dan gelen siyasi ve felsefi düşüncelerle karmakarışıktır. Nefret edilen, kötü bir tefeciyi öldürecektir. Böylece finansal problemlerini çözerken ayni zamanda dünya kötü, değersiz bir parazitten temizlenecektir. Raskolnikov, daha yüksek bir amaca hizmet eden bir cinayetin kabul edilebilir olduğuna inanır. Bir sürü hesap kitaptan sonra harekete geçer ve kadının evine giderek onu baltayla vahşice öldürür. O anda, Alonya ile birlikte yaşayan ve kimseye bir zararı dokunmayan üvey kız kardeşi beklenmedik biçimde içeri girdiğinden Raskolnikov onu da öldürmek zorunda kalır. Müşterilerin rehin için bıraktıkları birkaç küçük süs eşyasını alır ve kimseye görünmeden oradan ayrılır.

Kimsenin kendisini görmediğini bildiği halde, Raskolnikov son derecede tedirgindir. Tedirginliği ailesi ve yakın çevresini de etkiler. Raskolnikov’un hayatında üç kadın vardır: Bunlardan ilki olan annesi, düşkün ve müşfik bir kadındır. Hayatındaki ikinci kadın, kız kardeşi Dounia’dır. Hayatındaki üçüncü kadın ise Marmeladov adındaki işsiz katibin kızı Sonia’dır. Raskolnikov onunla ara sıra buluşmuş, arkadaşlık etmiştir. Sonia’nın ailesi, babasının ayyaşlığı yüzünden çok yoksuldur.

Raskolnikov, öldürdüğü kadının evinden aldıklarını ve diğer delilleri saklayıncaya kadar çılgın gibidir. Ödenmemiş bir borç yüzünden karakola çağrıldığında polislerin yanında baygınlık geçirir. Günlerce hasta yatar. “Katilin cinayet yerine dönmesi” kuralına uygun olarak yakalanmayı ve rahatlamayı, arınmayı isteyen genç adam, öldür-düğü tefeci kadının evine gelir. Komiserle tanışır ve davranışlarıyla dikkat çekerek soruşturmanın başzanlısı olur. Zeki bir adam olan Komiser Porfiry Petroviç, Raskolnikov’un katil olduğunu düşünür.

Raskolnikov, Sonia’ya suçunu ve aşkını itiraf eder. Sonia ahlaksız işler yapmasına rağmen inançlı ve iyi yürekli bir kızdır. Ona acır ve suçunu polise itiraf etmesi ve bedelini ödemesi gerektiğini söyler. Sonunda vicdan azabı Raskolnikov’a suçunu itiraf ettirir. Sibirya’ya sürgün edilir.

BABALAR VE OĞULLAR – TURGANYEV (Rus Edebiyatı)

Eserin Önemi:

Babalar ve Oğullar’da, geçen yüzyıl Rusya’sının toplumsal – siyasal görünümü ele alınmaktadır. Roman, geleneksellik ile bireysellik arasındaki çatışma üzerine kurgulanmıştır. “Babalar”, ataerkil toplumun sarsılmaz saymakla direndiği sağtöre inancını; “oğullar” ise bütün töreleri yok sayma anlayışın’ simgelemektedir.

Eserin Özeti

1859 yılı mayısında Rusya taşrasında Kirsanovlar’ın çiftliğindeyiz. Arkady Kirsanov, üniversite tahsilini bitirip babasını ziyarete gelir. Baba Nikolai Petroviç, serflerini azat etmiş, kendi halinde iyi niyetli bir insandır. Arkady’nin annesi öldükten sonra yeniden evlenmemiş, Feniçka isimli genç bir köylü kızıyla yaşamaktadır. Arkady’nin amcası Pavel’se yıllar önce başından geçen kırık bir aşk hikâyesinden sonra çiftliğe çekilmiş emekli bir subaydır. Arkady, baba evine çok değer verdiği arkadaşı tıp öğrencisi Bazarov’u da getirmiştir. Romanın ana karakteri Bazarov, Kirsanovlar gibi soylu değil; babası ‘alaylı’ diyebileceğimiz türden bir köy hekimidir. Fiziksel görünüşüyle, hal ve tavırlarıyla dikkat çeken bu genç adamı asıl ilginç kılan özelliği savunduğu düşüncelerdir.

YORUMLAR

Wordpress (0)
error: Content is protected !!