Uygarlıkların Kimya Bilimine Katkıları Nelerdir?

Uygarlıkların Kimya Bilimine Katkıları Nelerdir?

İlk çağlardan itibaren bilimin gelişimine Çin, Mezopotamya, İslam, Hint ve Orta Asya uygarlıklarının katkıları bulunmaktadır. Bilimin gelişim sürecine katkısı bulunan çalışmalardan biri Taş Devri’nde yapılmış olan araç, gereç ve silahlardır. Ayrıca Mısırlılar, Milattan Önce 4241 yılında ilk hassas takvimi yaparak ve yine Milattan önce 3500’lerde Mezopotamya’da ki Sümerlerin yazıyı ilk kez kullanmış olmaları da bilimin gelişim sürecine katkı sağlamıştır. Kimyanın başlangıcı ise medeniyetin ilk adımları ile başlamış olduğu düşünülmekte olup, bu alanda en eski çalışmalarında Mısırlılar tarafından yapılmış olduğu düşünülmektedir.

Mısırlıların Kimya Bilimine Katkıları

Mısırlılar, altın, kalay ve gümüş gibi metaller üzerinde oldukça fazla çalışmalar yapmış olmalarının yanı sıra metalleri eriterek, alaşım yapmayı da başarmışlardır. Sabun yapabilmiş olan Mısırlılar, dericilikte de çalışmalar yapmış olmalarının yanı sıra seramik ve cam da yapmışlardır. Mısırlılar, mumyalama alanında da çalışmalar yapmış ve çeşitli kimyasal maddeler kullanarak, cesetlerin bozulmalarını önlemek amacıyla mumyalama işlemi gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca kozmetik alanında çalışmalar yapmış olan ve tıbbi malzemeler üzerinde de çalışmalar yapmış olan Mısırlılar, dokumacılık alanında da çalışmalar yapmışlardır ve boya yapımını da başarmışlardır. Mısırlıların deneme yanılma yoluna dayanan bu çalışmaları, simya sanatının başlangıcı olmuş ve daha sonraki gerçekleştirilen çalışmalar üzerinde büyük etkileri olmuştur.

Hint Ve Simya

Hint simyasında, tüm nesnelerin dört elementten oluştuğu kabul edilmektedir ve bu elementler ise hava, toprak, ateş ve sudan oluşmaktadır. Ayrıca Hintli simyacılara göre atom, küre biçimli, parçalanamaz ve güneş ışığında görülebilen en küçük toz zerreciğinden oluşmaktadır. Aynı zamanda Hintli simyacılar, atomun belirli bir rengi, tadı ve kokusu olan parçacık çiftlerden oluşmakta olduğunu düşünmekteydi. Sıfır sayısı ilk defa Hintli matematikçiler tarafından kullanılmakta ve ayrıca geometri ile cebir üzerinde çalışmalar gerçekleştirmişlerdir. Ayrıca Hintli matematikçiler, birinci ve ikinci dereceden denklemler üzerinde çalışmalar yaparak, bu denklemleri çözmüşler ve trigonometri alanında sinüs ve kosinüs fonksiyonlarını da kullanmışlardır.

Tüm bunların yanı sıra Hintliler, gök bilimi ve astronomi ile uğraşmışlardır. Hint tıbbı ise başlangıcından itibaren Hint felsefesi dayanmakta ve Hint kozmolojisi ile iç içe olmasının yanı sıra Hintliler, sağlıklı olabilmek adına beden disiplininin yanı sıra zihin disiplinini de şart koşmuşlardır. Hintliler, sağlıklı olabilmek için şart koşmuş oldukları zihin disiplini için de yoga okulunu açmışlardır. Hint uygarlığında bilimsel uğraşlar, bilimin gelişimi üzerinde son derece etkilidir ve bahse konu olan bu etki ise ilk dönemlerde seyyahların, askerlerin ve tacirlerin yardımı ile olurken, sonraki dönemlerde ise doğrudan çevirmenler ve bilginler yolu ile gerçekleşmiştir.

Çin’de Simya

Hintli simyacılar tüm nesnelerin dört elementten oluştuğunu düşünürken, Çinli simyacılar ise dünyada bulunan tüm cisimlerin beş temel öğeden oluştuğunu düşünmekteydi. Çinli simyacılara göre cisimleri oluşturan beş temel öğe ise toprak, su, odun, ateş ve metaldir. Çinli simyacıların gerçekleştirmiş olduğu tüm çalışmalar tıpkı Mısırlılarda da olduğu gibi deneme yanılma yöntemine dayanmaktadır. Çinli simyacıların bilime katlıları ise,

  • Kağıt yapmayı başarmış olmaları
  • Pirinç alaşımını yapmayı başarmış olmaları
  • Güherçileyi kullanarak, barut yapmayı başarmış olmaları
  • Porselen yapmayı başarmış olmaları
  • Alkol ile su karışımını soğutarak, suyu buz olarak dondurarak daha derişik alkol elde etmiş olmaları
  • Eritme potaları sayesinde cevherden metal elde etmeyi başarmış olmalarıdır.

Yunan Simyası Ve Yunanlı Simyacılar

Yunan simyasında Yunanlı simyacılar, Empodokles tarafından öne sürülmüş olan dört elemen kuramı ile dört element kuramını geliştirmiş olan Aristo’nun bu kuramını uzun yıllar boyunca kullanmışlardır. Yunanlı simyacılar, arpadan bira yapmayı başarmış, sabun üretimini ve deri işlemeyi biliyorlardır. Ayrıca bitkilerden boyar maddeler yapmayı da bilen Yunanlı simyacılar, cam kaplar yapmayı da biliyorlardı. Aynı zamanda Demokritos ile Levkipros tarafından kalıplanmış olan atom kuramı ise atomu maddenin en küçük ve bölünemeyen eşit nicelikli tanecikleri olarak tanımlanmıştır. Platon ise element sözcüğünü il kez kullanan düşünürdür. Ayrıca Platon, tüm maddelerin elementlerden olduğunu belirtmiştir. Eski Yunanlılar, pompa, vinç, hidrolik, kilit, ölçüm araçları, kaldıraç, dişli ve su ile çalışan otomatik kapı yaparak, bilimin gelişmesine de öncülük etmişlerdir. Aynı zamanda Eski Yunan filozoflarının bir kısmı ise maddenin sınırsız olarak bölünebileceğini kabul etmiş ve bir kısmı da maddenin tanecikli doğada atomlardan yapılmış olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ayrıca Yunanlılarda doğanın incelenmesi ile madden varlığı konusunda felsefi görüşler ön plana çıkmaktadır.

İslam Uygarlıklarında Ve Orta Asya Uygarlıklarında Simya

Orta Asya’da gerçekleştirilmiş olan kazılarda taştan yapılmış topuz, çanak, çömlek ve çeşitli silahlara rastlanmış olup, çeşitli bitki kökleri ile minarelleri boyamada kullanmakta oldukları görülmüştür. Ayrıca bakır, gümüş ve demir kullanarak çeşitli eşyalar yapmış olmalarının yanı sıra demir ile farklı metalleri karıştırarak yumuşak ve sert çelik elde etmişlerdir. Elde etmiş oldukları çelik ile ise mızrak, ok ucu ve kılıç gibi silahlar yapmışlardır. Ayrıca Orta Asya Türkleri, Bronzu ilk defa kullanmışlardır.

İslam uygarlıklarında maddelerin yeniden incelenmesi ile yeni maddeleri elde edilmesinin yanı sıra maddelerin sınıflandırılması gibi çalışmalar da yapılmıştır. Ayrıca kumaş ve deri boya işlemleri, çelik üretimi ve bitkilerden yağ elde edilmesi gibi çalışmalar ile birlikte kezzap, sirke asidi, nişa, güherçile, zaç yağı, antimon ve arşeniz gibi maddelerin sentezi ise İslam uygarlıklarının kimya bilimine olan katkıları arasında yer almaktadır.

İslam bilginlerinin yapmış olduğu çalışmaları hem kimyanın tıpta uygulamalarını hem de metallerin birbirine dönüşümünü barındırmaktaydı. Ayrıca Orta Çağ Avrupası’na önemli katkılarda bulunmuş olan meşhur İslam bilginleri ise Ebubekir El-Razi, El-Biruni, İbn-i Sina ve Cabir bin Hayyam’dır. Türkler tarafından ilk kez bir alaşım olan bronz kullanılmıştır ve bakır ve kurşundan da çeşitli eşyalar yapılmıştır. Abdülhamid Ibn Türk ise tarihte Türk adını taşımakta olan ender bilimin sanlarındandır ve Harizmi’nin çağdaşıdır. Ayrıca Abdülhamid İbn Türk, ikinci derece denklemlerinin çözümlerini Harizmi’den daha ayrıntılı olarak yapmıştır.

Temelde üç hayal uğruna çalışmalar gerçekleştiren simyacılar yeni maddeler keşfetmiş olmalarının yanı sıra yeni yöntemler de keşfetmişlerdir. Keşfedilen yeni maddeler, yöntemler ve deney araç ve gereçleri ise,

Kimyasal Maddeler:

  • Gül yağı
  • Göz taşı
  • Seramik
  • Kıbrıs taşı
  • Cam
  • Kozmetik
  • Zaç yağı
  • Esans
  • Tuz ruhu
  • Likör
  • Kezzap
  • Mürekkep
  • Sabun
  • Boyalar
  • Barut

Kullanılan Deney Araç Ve Gereçleri:

  • Eritme potaları
  • İmbik
  • Kaplar
  • Fırın

Kullanılmakta Olan Yöntemler:

  • Ağartma
  • Madenlerin işlenmesi
  • Yumuşatma
  • Metallerin şekillendirilmesi ve eritilmesi
  • Mayalama
  • Kavurma
  • Damıtma
  • Çözme

 İlk simyacılar tarafından gerçekleştiren çalışmalar deneme yanılma yoluna dayanıyor olmasının yanı sıra sistematik bir bilgi birikimi sağlamaması nedeniyle bilimsel metotlarda kullanılmamasından dolayı simya bilim dalı olarak kabul edilmemektedir. Çinli simyacılar tarafından ölümsüzlük iksiri bulma çalışmaları esnasında sodyum nitratı ve potasyum nitratı, odun kömürü ile karıştırmak sureti ile barutu keşfetmişlerdir. Türk İslam bilginleri tarafından bulunmuş olan maddeler ile yöntemler günümüzde hala daha kullanılmaya devam etmektedir.

Paylaş

YORUMLAR

Wordpress (0)
error: Content is protected !!